04 Nis

Güzel kelime önerileri

Sözlükte, Güzel Kelimeler arasında yer almasını istediğiniz bir kelime varsa, Kelime öner/ekle formu‘nu kullanarak anlamı ile birlikte ekleyebilirsiniz. Önerilen kelime en kısa sürede öneren kişinin adı ile birlikte sözlüğe eklenecektir.

All | Latest | A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z | Submit a name
There are 31 names in this directory beginning with the letter F.
Fabl
  • Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye, öykünce.

Fakih
  • Anlayışlı, zeki kimse.
  • Fıkıh bilgini.

Fakr
  • Yoksulluk, fukaralık.

Fâni
  • Ölümlü, gelip geçici, kalımsız.

Fâni dünya
  • Ölümlü, kalımsız dünya.

Farklılık
  • Farklı olma durumu, ayrımlılık, başkalık.
  • Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik.

Fayda
  • Yarar.
  • Çare.

Faydalı
  • Yararlı

Fazilet
  • Erdem.
  • İnsan yaradılışındaki bütün iyi huylar, erdem.

Fâzıl
  • Faziletli, erdemli (kimse).

Fedakâr
  • Özverili.
  • Kendini, kendi çıkarlarını feda etmekten çekinmeyen.

Fedakârlık
  • Özveri.

Fehmetmek
  • Anlamak, kavramak.

Felah
  • Kurtuluş, selamet, onma.

Fer
  • Parlaklık, aydınlık.
  • Canlılık.
  • Güç, kuvvet.

Feragat
  • Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme.
  • El çekme.

Ferah
  • Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu.
  • Bol, geniş.
  • Gönül açıklığı, sevinç, sevinme.
  • Açık, aydınlık.

Ferahnüma
  • Klasik Türk müziğinde bir makam.
  • Sevinç gösteren, sevinçli.

Feraset
  • Anlayış, seziş, sezgi.
  • Zekâ.

Ferasetli
  • Anlayışlı.

Feryat
  • Haykırış, çığlık.

Fevkalâde
  • Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik.
  • Aşırı, çok fazla.
  • Aşırı bir biçimde.
  • Çok iyi, çok üstün, çok güzel anlamlarında beğeni ifade eden bir söz.

Feyiz
  • Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket.
  • Artma, çoğalma.
  • İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk.
  • Bolluk, bereket.
  • Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.
  • Suyun taşıp akması.
  • Bilim, bilgi.

Feyzalmak
  • Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak.

Fidan
  • Yeni yetişen ağaç veya ağaççık.
  • Başka bir yere dikilmek için bulunduğu yerden çıkarılan taze ağaç, dikme.
  • İnce uzun, narin, zarif.

Figan
  • Bağırarak ağlama, inleme.
  • Istırap ile bağırma, feryat.

Fikir
  • Düşünce.
  • Anlayış.
  • Akıl, zihin, us.

Fikir özgürlüğü
  • Düşünce özgürlüğü.
  • Düşünme ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğü.

Filiz
  • Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, eşkin (II), cımbar, çıvgın, şıvgın.
  • Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
  • Yeryüzü maddeleri ile birlikte karışım halinde bulunan, içinde faydalı maddeler ihtiva eden doğal mineral madde, cevher.
  • Bitkilerin yapraklı sürgün ve diğer uzantılar gibi olgunlaşmamış toprak üstü kısımları.
  • İnce uzun, zayıf, narin (kimse).

Filizlenmek
  • Bitki filiz vermek.
  • Gelişmeye, büyümeye başlamak.

Fırsat eşitliği
  • Sunulan olanaklardan herkesin ayrım yapılmaksızın eşit biçimde yararlanması.
  • Bir ülkedeki eğitim, iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması.


Submit a name