04 Nis

Güzel kelime önerileri

Sözlükte, Güzel Kelimeler arasında yer almasını istediğiniz bir kelime varsa, Kelime öner/ekle formu‘nu kullanarak anlamı ile birlikte ekleyebilirsiniz. Önerilen kelime en kısa sürede öneren kişinin adı ile birlikte sözlüğe eklenecektir.

All | Latest | A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z | Submit a name
There are 91 names in this directory beginning with the letter A.
Abdal
  • Gezgin derviş.
  • Kimseye kötülüğü dokunmayan iyi niyetli kimse.
  • Yetmiş ermişe verilen ad.
  • Kalender, derviş.
  • Yaşlı adam.
  • Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse.
  • Serseri, avâre, tembel, beceriksiz, deli, itibarsız, kul, köle.
  • Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri.
  • Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

Abide
    Anıt.
  • Önemi ve değeri çok olan yapıt.
  • İbadet eden, tapan kul.

Abıhayat
  • Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su, hayat suyu, bengi su, dirim suyu.

Açık fikirli
  • Olayları ve özellikle yenilikleri iyi anlayıp gereği gibi karşılayabilen, düşündüğünü olduğu gibi söyleyebilen (kimse).

Açık sözlü
  • Her şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen.

Açık yürekli
  • Düşündüğünü olduğu gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimi, açık kalpli.

Acıma duygusu
  • Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

Acıma hissi
  • Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü duygusu, merhamet hissi.

Adabımuaşeret
  • Görgü kuralları.

Adâlet
  • Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
  • Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk.
  • Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.

Adalet kapısı
  • Hak ve hukukun aranacağı yer.

Adap
  • Töre.
  • Yol yordam.

Adet
  • Alışkanlık.
  • Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre.
  • Görenek.

Adil
  • Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli.
  • Doğruluktan ayrılmayan kimse.
  • Adaletli.
  • Hakka uygun, haklı.

Afacan
  • Zeki ve yaramaz (çocuk).

Affetmek
  • Bağışlamak.
  • Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek.
  • Görev veya işten çıkarmak.

Afife
  • Namuslu, iffetli, temiz, dürüst.

Agâh
  • Bilir, bilgili.
  • Haberli, uyanık.

Ağırbaşlı
  • Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi.
  • Değeri çok olan, ağır.
  • Gösterişli.

Ağırlamak
  • Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
  • Tazim, tevkir etmek, hürmet ve itibar göstermek.

Agora
  • Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

Ahenk
  • Uyum.
  • Uzlaşma.
  • Ezgi.
  • Eğlence.
  • Temel ses ile bir arada tınladığında uyum sağlayabilen, armonik ya da inarmonik olabilen ses ve bu sesin temel ses ile beraber tınlaması.

Ahenkli
  • Uyumlu, düzenli.
  • Eğlenceli.

Aheste
  • Yavaş, ağır.
  • Yavaş, ağır bir biçimde.

Ahilik
  • Cömertlik.
  • Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

Ahiret
  • Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

Ahit
  • Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant.
  • Antlaşma.
  • Devir, zaman.

Ahlâk
  • Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre.
  • Huylar.
  • Yaradılış, huy.
  • Toplu olarak yaşayan bireylerin uymak zorunda bulundukları eylem ve davranış kurallarına verilen ad.
  • Bir kimsenin içinde yaşadığı toplumsal çevrenin törelerine uyma yetisi.
  • Belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamı.
  • Çeşitli toplumlarda ve çağlarda kapsamı ve içeriği değişen ahlaksal değerler alanı.
  • Bir kişi ya da bir insan öbeğince benimsenen eyleme kurallarının toplamı.
  • Ahlaksal olan şeylerle bağlantısı olan bir görüşler dizgesi (tek kişinin, bir ulusun, bir toplumun, bir çağın).
  • Felsefenin bir dalı olarak: a. Ahlak üzerine kavramsal öğretiler. b. İnsanların kişisel ve toplumsal yaşamdaki ahlaksal eylemlerine ilişkin sorunları inceleyen felsefe öğretileri.
  • Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen veya belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü.
  • Bir kimsenin iyi niteliklerini veya kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, mizaç.

Ahlâklı
  • Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse).
  • Ahlak yasalarına uygun olan; ahlak bakımından iyi olan.
  • Kendisi için istediğini başkası için de isteyebilen, kendisi için istemediğini başkası için de istemeyen (kimse).
  • Kendisini başkasının yerine koyarak düşünebilen, hareket edebilen insan.
  • Karşılık beklemeden bir kimseye iyi davranışta bulunan (kimse).
  • Karşılık beklemeden başka varlıklara karşı yapılan her türlü iyi söz, tutum ve davranış.

Ahretlik
  • Besleme kız, beslek.
  • Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri.
  • Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılan (iş veya iyilik).

Aidiyet
  • İlişkinlik.
  • İlgi.

Aile
  • Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
  • Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü.
  • Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
  • Eş, karı.
  • Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
  • Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya.
  • Erkeğin ve kadının çocuklarıyla oluşturdukları, iş bölümüne dayalı, küçük (çekirdek) ve büyük ya da dar ve geniş aile gibi tipleri olan toplumsal ve ekonomik temel birlik.
  • Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. (Örneğin yüzeyler ailesi, operatörler ailesi gibi.)
  • Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim.

Akıl
  • Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.
  • Öğüt, salık verilen yol.
  • Düşünce, kanı.
  • Bellek, zihin.

Akıllı
  • Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil.
  • Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
  • Uyanık geçinen.
  • Bilgili, zeki, kimse.

Aklıselim
  • Sağduyu.
  • Sağduyu sahibi olan.

Akraba
  • Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler.
  • Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler.
  • Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

Akran
  • Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, taydaş, öğür.

Alâka
  • İlgi.
  • Gönül bağı.

Alâkadar
  • İlgili.

Alametifarika
  • Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.

Alçak gönüllü
  • Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse), mütevazı, tevazulu.

Alem
  • Gök, Evren
  • Dünya, cihan
  • Canlılar âlemi, regnum.
  • Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup sınıflandırmanın ilk basamağını meydana getirir. Böylece hayvanlar âlemi ve bitkiler âlemi olmak üzere iki büyük âlem vardır.
  • Aynı konu ile ilgili kimseler.
  • Aynı konu ile ilgili kimselerin uğraşlarının bütünü.
  • Belli bir grupraki canlıların bütünü: Hayvanlar âlemi.
  • Durum ve şartlar.
  • Herkes, başkaları.
  • Ortam, çevre.
  • Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey.
  • Farklı davranış içinde bulunan kimse.
  • Eğlence.

Alicenap
  • Cömert.
  • Onurlu, şerefli.
  • Onurlu, şerefli bir biçimde.

Alim
  • Bilen, Bilgin. Bilimle uğraşan kişi.

Alın teri
  • Emek.

Alnı açık
  • Hesap verebilecek durumda olan, dürüst.

Altın yürekli
  • İyi niyetli, merhametli (kimse).

Amme
  • Kamu. // kamu. ~ hakları: kamu hakları. ~ hukuku: kamu töresi. ~ hükmî şahsiyyeti: kamu tüzel kişiliği. ~ intizâmı: kamu düzeni. ~ menfaati: kamu yararı.

Amme efkârı
  • Kamuoyu.

Amme menfaati
  • Kamu yararı.

Ana baba
  • Ana ile babanın oluşturduğu birlik.
  • Ebeveyn.

Ana dili
  • Çocuğun ailesinden ve içinde yaşadığı topluluktan edindiği dil.
  • Bir kimsenin ocağında konuşulan ve kendisince ilk öğrenilen dil.
  • İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına kadar inebilen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dil.

Ana kuzusu
  • Pek küçük kucak çocuğu.
  • Sıkıntıya, güç işlere alışmamış, nazlı büyütülmüş çocuk veya genç.

Ana yüreği
  • Annelik duygusu, ana sevecenliği.

Anadolu
  • Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan topraklarına verilen ad.

Anane
  • Gelenek.

Anayasa
  • Bir toplumun yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi.
  • Esas, temel.

Anı
  • Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra.
  • Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
  • (Genel olarak) Yaşantı ve bilinç içeriklerinden belleğin sakladığı izler.
  • (İnsanbilimde) İnsana, zamansal-tarihsel varlığının vazgeçilmez koşulu ve varoluş boyutu olarak geçmişi kazandıran şey.
  • Bir kimsenin görüp geçirdiği olayları, durumları ve yaşantıyı saptayan yazı. Toplumun yaşantılarını, tarih olaylarını yansıtması bakımından çok önemlidir. Biçemci bir kalemden çıkınca, yazın türlerinin en çekicilerinden olur. Eskiden bu tür yapıtlara "hatıra defteri" denirdi.

Anıt
  • Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide.
  • Önemi ve değeri çok olan eser.

Anlam
  • Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
  • Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
  • Anlayış, duygu.
  • Mâna.
  • Sözcüklerin veya davranışların zihinde uyandırdığı izlenim.
  • Bir sözcüğün belirttiği, düşündürdüğü (şey).
  • Bir önermenin, bir tasarımın, bir düşüncenin ya da yapıtın anlatmak istediği (şey).
  • Kelimenin tek başına veya söz içindeki öteki ögeler ile bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri: kestirmek 1. ağaç kestirmek, kumaş kestirmek, 2. bir şeyi tahmin edebilmek: işin sonunda nereye varacağını kestiremiyorum; 3. birazcık uyumak: Bir saat kadar kestirirsem kendimi toplayabilirim vb.
  • Bir kelimenin, veya kelimelerden meydana gelmesi dolayısıyla, bir cümle veya sözün anlattığı fikir.
  • Bir toplum ya da toplumsal küme üyelerinin türlü ekin öğeleriyle ilgili olarak yaptıkları düşünsel çağrışım.
  • Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim.
  • Sözcüklerin, dizelerin, tümcelerin ve benzerleri söz örneklerinin anlattıkları duygu, düşünce, yargı.

Anlamlı
  • Anlamı olan, manalı.
  • İçeriği olan.
  • Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.

Anlayış
  • Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ.
  • Anlama işi, telakki.
  • Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
  • Hoş görme, hâlden anlama.
  • Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.
  • Kavrama, anlama edimi.
  • Kavrama ve anlama yetisi.

Anlayışlı
  • Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki.
  • Hoşgörülü.
  • Hoşgörülü bir biçimde.

Anne
  • Çocuğu olan kadın, ana, valide.
  • Yavrusu olan dişi hayvan.
  • Büyükanne, nine.

Ar
  • Utanma, utanç duyma.

Arif
  • Çok anlayışlı ve sezgili (kimse).

Arifane
  • Arif olana yakışacak bir biçimde.
  • Yiyeceği ortaklaşa sağlanan (toplantı).

Arı
  • Temiz.
  • Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.
  • Günahsız.
  • Kutsal.
  • Çiçeklerden bal yapan böcek.
  • Çalışkan.

Arkadaş
  • Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yâren.
  • Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.

Arlanmak
  • Utanmak.

Armağan
  • Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye.
  • Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser.
  • Bir kişiye duyulan saygıyı belirtmek üzere, çok kez o kişinin çalıştığı daldaki uzmanlarca ya da öğrencilerince oluşturulan kitap.
  • Kurum ya da kuruluşların önemli yıldönümlerinde tanınmış yazarların katkılarıyla oluşturulan kitap.
  • Ödül.
  • Bağış, ihsan.

Armoni
  • İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek bir biçimdeki uyumu, harmoni.
  • Akor, gam ve nota dizilimlerinin kurallarını, yapılarını ve ilişkilerini inceleyen dal.


  • Yemek.
  • Bulgur pilâvı.
  • Pirinç pilâvı.
  • Bulgurdan yapılan sulu pilâv.
  • Çorba.
  • Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı.
  • Tarhana.
  • Buğday unundan yapılan erişte.
  • Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek.
  • Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası.

Asalet
  • Soyluluk.
  • Asillik.
  • Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı.
  • Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu.

Asil
  • Soylu.
  • Yüce duygularla yapılan.

Aşiyan
  • Kuş yuvası.
  • Ev, oturulan yer, mesken.

Aşık
  • Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse.
  • Birbirini seven kişilerden kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad.
  • Halk ozanı.
  • Dalgın, kalender kimse.
  • Ahbap, arkadaş” anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
  • Saz şâiri.
  • Tutkun, vurgun, sevdalı.

Aşıkane
  • Âşığa yaraşır bir biçimde.

Asım
  • Günahtan, haramdan çekinen.
  • Namuslu, iffetli.

Asır
  • Yüzyıl.
  • Vakit; devir; çağ.

Aşk
  • Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, amor.

Aslan yürekli
  • Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.

Asrısaadet
  • Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.

Asude
  • Rahat, dingin, huzurlu, sessiz, sakin.

Asuman
  • Gök, gökyüzü.

Ateş parçası
  • Çok canlı, hareketli, becerikli, çalışkan.
  • Çok yaramaz (çocuk).
  • Canlı.

Ati
  • Gelecek, istikbal.

Atıfet
  • İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet.
  • Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.

Aydınlık
  • Bir yeri aydınlatan güç, ışık.
  • Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk.
  • Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh.
  • Kötülükten uzak, temiz.

Azim
  • Bir işteki engelleri yenme kararlılığı.
  • Büyük, ulu.

Aziz
  • Ermiş, eren.
  • Sevgide üstün tutulan, muazzez.


Submit a name