Güzel kelimelere dair

Kullandığımız kelimeler ne ise bizler oyuz aslında. Bir nehir nasıl ki suyunun azlığına, çokluğuna, yatağının çakıllı taşlı oluşuna göre akar, çağlarsa; bir dalga nasıl ki denizin derinliğine, fizikî ve iklim şartlarına göre coşar, durulursa; hayatımız da bir nehrin suyu veya denizin dalgası gibi kelimelere, kavramlara göre şekil alıyor. Pek farkına varmıyoruz fakat insan kendini kelimelerle inşa ediyor; içinde yaşadığı dünyayı kelimelerle ifade ediyor, yaşamak istediği dünyayı kelimelerle ve kelimelere yüklediği anlamlarla kuruyor. Üslubumuz, bir ustanın mermeri sabır ve özenle işlemesi ya da öfkeyle kalkan birinin etrafını kırıp dökmesi gibi, varlığımızı biçimlendiriyor veya parçalıyor; ruhumuz, benliğimiz ya bir çağlayana ya da kör bir kuyuya dönüyor. Her cümlemiz, konuşmamız, söylediğimiz ne varsa bize tanıklık ediyor. Söylediklerimiz kadar söylemediklerimizle, konuştuklarımız kadar suskunluklarımızla var veya yok oluyoruz.

Kelimelerle konuşuyor, kelimelerle duyuyor, kelimelerle görüyoruz. “Kalp gözü”, “gönül gözü”, “gani gönüllü”, “açık yürekli” dediğimizde herhangi bir şey duymadığını, görmediğini, hissetmediğini söyleyebilir mi insan? Zihninde herhangi bir şey canlanmadığını?

Gökyüzü”, “cennet”, “eşitlik”, “anne”, “şefkat”, “mutluluk” dediğimizde kim bilir neler duyuyoruz, neler görüyoruz, neler hissedip neler düşünüyoruz. Dilerseniz bir an için bu kelimeleri yok sayalım; kelimelerin işaret ettiği varlıkların ve bizde çağrıştırdığı anlamların varolmadığını tahayyül edelim. Herhâlde bu kelimelerin yokluğunu dilemeyiz, varlığını ise yeterince takdir ettiğimizi söyleyemeyiz.

Her bir kelime ve kavram bizim için hem bir araç, hem bir malzeme, hem de bir ölçü kendimizi inşa ederken. Kelime ve kavramları çekip aldığımızda, geride anlamlandırılmamış bir kaos kalıyor sadece.

Kelimelerle içimizdeki cevherleri açığa çıkarır, rezervlerimizi yenileyebilir, taş üstüne taş, mana üstüne mana koyarız. Böylece, kendimizi, içinde yer aldığımız âlemi, ilişki içinde bulunduğumuz varlıkları ve olayları kavramaya, parçalardan anlamlı bütünler oluşturmaya çalışırız. Beden dili ile kelimelerimiz sözden çıkıp hâl, tavır ve davranışa dönüşür; lisan-ı hâl ile konuşuruz. Bundandır hep, doğuda, batıda, farklı mekân ve çağlarda akıl ve kalp gözü ile görenlerin söz ile davranışın uyumunu mütemadiyen vurgulamış olmaları.

Bir insana kırk defa deli denirse delirir misali, bir insan da güzel kelimeleri kullanarak güzel bakabilir, güzel görebilir, güzel düşünebilir ve ona göre güzel davranabilir. Bir an için durup düşünelim: Hayy’dan geldiğini hatırlıyor, bizim gibi can taşıdığını unutmuyor olsak, hayvanlara o kadar pervasızca hakaret edebilir miyiz? Hayvanları melek mertebesinde varlıklar görüyor olsak, onları o kadar kolay aşağılar, eziyet eder miyiz? Hayvanı sözlüklerimizde en güzel kelimelerle, en güzel duygu ve düşüncelerle tarif ediyor olsak, onlara nasıl muamele ederiz? Öyleyse, dilcilerin, sözlük yazarlarının büyük sorumluluk ve vebal altında olduğunu inkâr edebilir miyiz? Kim söyleyebilir, “masumiyet” kelimesi ile “hayvan”, “çocuk”, “mavera”, “tefekkür”, “hikmet” kelimeleri arasında bir bağ olmadığını?

Güzel kelimeler bir hatırlatma, kelimeler ve kavramlar üstüne düşünmek için bir davetiye. Kelimeleri merdiven yapıp, hikmetin, hakikatin dünyasına seyahat etmek isteyenler için mütevazı bir katkı. Hepsi bu.

Güzel kelimelerle sadeliğin güzelliği ve erdemi yansıtılmaya çalışıldı. Her başlık altında, farklı zaviyelerden birbiriyle ilişkili görülebilecek kelimelerden demetler sunuldu. Bazen büyük düşünürlerden ve önemli metinlerden anlamlı ve ufuk açıcı sözlere yer verildi; bazen de yazarın penceresinden kelimelerin dünyasına bakıldı. Kitabın sonunda ise farklı okuma ve sorgulamalara imkân sağlamak için güzel kelimelerin ayrıntılı bir dizinine yer verildi.

Güzel kelimeleri okumayın, düşünün.

Kelimeler üzerinde tefekkür edin, kelimelerle birlikte hayatınızı gözden geçirin. Her bir kelimede kendi hislerinize, düşüncelerinize, söylediklerinize, yaptıklarınıza yeniden bakın. Çevrenizdeki insanları, olayları düşünün, hayatı ve hakikati sorgulayın. Kelimeler üzerine düşünürken, sözlük, ansiklopedi ne bulursanız karıştırın, düşüncelerinizi kâğıda dökün; imkân bulabilirseniz ailenizle, dostlarınızla bu kelimeler üzerine konuşun, hasbihâl edin.

Zaman zaman güzel kelimelerle ölçün izlediğiniz filmlerin, dizilerin kıymetini, okuduğunuz kitapların, gazetelerin yazdıklarını; yöneticilerin, hatiplerin konuşmalarını, sözlerini.

Güzel kelimelerle konuşun, güzel kelimelerle düşünün, güzel kelimelerle örün kişiliğinizi.

Güzel kelimelerin ömür boyu dostunuz olması dileğiyle…

Emre Bağce
 

Kelime dağarcığı »